26 Ocak 2007
         

Yaşam da bulutlar gibidir, ölüm de

29 Aralık 2006 Hülya SOYŞEKERCİ

Paris'te yaşayan Akira Kumo adlı terzinin boş zamanları için hayli sıra dışı bir koleksiyonu vardır; o, bulutlar hakkında yazılmış bütün bilimsel kitapları toplar.

FRANSIZ Akademisi'nin 2005 yılında verdiği Maurice Genevoix Ödülü'ne layık görülen Bulutlar Kuramı, genç yazar Stephane Audeguy'ün en dikkate değer yapıtları arasında yer alıyor. Bu romanda çağdaş ve uygar insanın kimliğine, varoluşun temel gerçeğine yeni bir ayna tutmaya çalışan yazar, gökyüzündeki bulutlara farklı bir bilinçle bakmamızı sağlarken, bilim ve sanat tarihi içinde büyülü bir yolculuğa çıkarıyor bizleri. Yepyeni dünyaların kapılarının aralandığını, sayfaların arasında ve bulutların içinde yer alan serüvene kendimizi kaptırdığımızda daha iyi anlama olanağı buluyoruz.

METEOROLOJİNİN GİZLERİ
Bulutlar Kuramı'nda bulutlar ve meteoroloji tarihinin gizleri içinde, bu konuyla ilgilenen bilim adamlarına ait birçok anı, günce, anekdot ve bilgi parçacıkları yer alıyor; önemsizlik perdesiyle örtülmüş birçok olayın ayrıntılarda kendini nasıl ele verdiği dikkati çekiyor. Paris'te yaşayan Akira Kumo adlı terzinin boş zamanları için hayli sıra dışı bir koleksiyonu vardır; o, bulutlar hakkında yazılmış bütün bilimsel kitapları toplar. Kütüphaneci Virginie Latour'u, bu merakında kendisine yardımcı olması için işe alır. Romanın 'öyküleme zamanı'nda Akira, Virginie'ye, koleksiyonuna alıp okuduğu araştırma kitaplarından özümsediği, yorumladığı bilgileri ve öyküleri aktarıyor. Sonra da romanın içindeki zamansal geri dönüşler, Akira'nın bakış açısına göre şekilleniyor. Akira, bulutları ilk olarak türüne göre adlandıran bilim adamından başlıyor anlatmaya; Luke Howard'dan. Zaman içinde adı unutulan bu bilim adamının bulutlara verdiği, 'cumulus', 'nimbus', 'cirrus' gibi adların günümüzde de kullanılması gerçeğine değiniyor. Londra ve çevresinin sisli, bulutlu, bungun atmosferini sürekli gözlemleyen bu bilim adamı, araştırma sonuçlarıyla bilim tarihindeki yerini sessizce alıyor. Bir de sürekli bulut resimleri yapan bir ressamın öyküsü var Akira'nın anlattıkları arasında; adı Carmichael. O, "...her bulutu, gökteki her şekillenmeyi kesinlikle tek ve biricik olarak görmeye devam eder." Her bulut şekillenmesi tek ve biriciktir ve an an değişir sürekli. Bulutun içinde yoğunlaşan su damlacıkları, toz ve diğer partiküller, her an yaşamın bir başka görünümünü yansıtır. Carmichael, önce insan figürünü kaldırıyor resimlerinden, sonra insana dair şeyleri; kuleleri, evlerin çatılarını siliyor yavaş yavaş. Sonunda insandan ve onun eseri olan her şeyden arındırıyor yapıtlarını; saf bulut manzaraları resmediyor. Akira'nın öykülerini dile getirdiği 'öyküleme anı', sanki gökyüzü gibidir; kronolojik zamana, geçmişe ait anlattığı öyküler de bu gökyüzünde kayıp giden, akışkan bulut kümeleridir. Bu türden zaman algılayışı ve maddeye bu tarz bakış, günümüzün insanının yaşama tarzına, bütünselliğe değil parçaya odaklanmış algılama ve alımlamalarına son derece uyarlıdır. Geçicilik her şeye egemendir. Bulutun değişmesi ve dönüşmesi gibi, yaşam da sürekli değişmektedir. Yaşamın hiçbir anını sabitlemek mümkün değildir, bulutların sabitlenememesi gibi.

EROTİZİM HARİTASI
Şairlere yüzyıllarca esin kaynağı olan göğün mavisinin sırrı da çözülüyor bir gün. Sonra da gazların atmosferdeki durumu ve ışığın kırılma olgusu anlatılmakta. Zaman içinde meteoroloji tahminleriyle ticaret, turizm, kapitalist ilişkiler, kısaca yaşamın akışı arasında doğrudan ya da dolaylı bir ilişkinin varlığı ortaya çıkınca, bu konu özel bir önem taşımaya başlıyor. Bilim adamları meteoroloji çevrelerinde birbirleriyle yarışıyorlar. Bir de, bulutlar hakkında önemli bir araştırma olarak başlayan ama daha sonra yazarının yaşama tarzını ve zihniyetini değiştirmesi yüzünden bir 'erotizm atlası'na dönüşen gizli bir metnin, Virginie tarafından elde edilip Akira'nın koleksiyonuna dahil edilmesinin de başlı başına bir serüveni var. Bu kısımdaki olaylar, Virginie'nin Akira'ya anlatımıyla dile getiriliyor. Bulutlar Kuramı'nda okuru sarsan, birçok sahne yer alıyor. Ayrıca 'uygar' insanın 19. yüzyılda, Pasifik'teki gözden uzak adalarda sergilediği av vahşeti, onlarla çekilen ilkel fotoğraflar, okurun içini hüzünle dolduruyor. Başka bir olayda ise doğal olarak patlayan ve haritadan tamamen silinen bir Pasifik adası dile getiriliyor. Yerin merkezindeki korkunç sıcak, akışkan sıvı, volkan tepesinden çıkamayınca volkanla birlikte patlayarak bütün adayı yok ediyor. Adanın varlığı bütünüyle kopkoyu bir toz bulutuna dönüşüyor ve 'bulut ada' aylarca gökyüzünde dolaşmayı sürdürüyor.

HİROŞİMA UNUTULUR MU?
Hiroşima doğumlu Akira, bir gün, korkunç bir gerçeği ayrımsar: Bir resmi yazışma sonrasında, 1933 doğumlu olduğunu öğrenir. O zamana kadar 1946 doğumlu sanmıştır kendisini. Peki, bu boşlukta neler vardır, neler yaşamıştır? 1945'te Hiroşima'ya atılan atom bombasıyla ilgili hiçbir şey hatırlamamaktadır; belleğinde bu dönemle ilgili büyük bir boşluk yer alır. Sonra gün gelir, o boşluğun derinliğinde, yanan kavrulan, eriyen, kül halinde göğe savrulan insanları görür 12 yaşındaki gözleriyle. Bomba atılmadan kısa bir süre önce deniz dibindedir; kurtulmuştur. Kıyıdaki küçük kız kardeşinden geriye, erimiş bir kol saati kalmıştır. Kentin üstünde, insanların, öteki canlıların, binaların partiküllerinden oluşan bir toz bulutu yükselmektedir: Bir vahşet... İnsanlar üzerinde, 'deney'sel bir kıyım... Bulutlar, Akira'yı bilinçaltı uçurumlarına çağırmaktadır. Bu uçurumlardan atlamak ister. Çözüm nerededir? Varoluş sorununu çözebilmiş, kendi sınırlarını aşabilmiş midir insan? Roman, okuru derin bir sorgulamalar evrenine çağırarak sona eriyor. Bulutlar Kuramı'nın son sayfalarına doğru şu cümleler yer alıyor: "Dünyada okyanus hariç, bulutlar kadar büyüleyici bir şey yok; ama tehlike de burada. Çünkü sürekli değişen, sürekli yenilenen ve tanımlamak, anlamak, dizginlemek isterken kolayca tükenip gideceğiniz bu madde kadar boş, aldatıcı, şaşırtıcı bir şey de yok." Bulutlar, biz neyi görmek istersek o şekle giren varlıklardır. Bakışımıza, iç görümüze, düşlerimize göre şekillenirler. Aslında özgür, kendi halinde ve bizden bağımsızdırlar. Anlamlandırsak bile her an değişir, akıp giderler. O noktada anlam kaybolur; yeni anlamlar oluşur. Yaşam da bulutlar gibidir, ölüm de Sonsuz bir akış, değişim ve döngü Bulutlar Kuramı, üzerinde çok düşünülecek, farklı yorumlarla sürekli çoğalacak bir roman.

Diğer Kitap Haberleri
Türkiye
Topkapı Sarayı
Eski Kalp
İki Kişilik Yalnızlık
Yokoluş
Haydi Osmanlı Sefere
Bulutların Prensi
Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk
Atatürk ve Çanakkale'nin Komutanları
Öldürme Sanatı
Mutluluğun Mimarisi
Gelecek Sefere
Dionysos'un Mirasçıları
Daktiloya Çekilmiş Şiirler
Urfa Yemekleri
Ada Konukları
Okuma Günlüğü
Yolunu kaybetmek istemeyenler için
'Hangi tarafından baksanız güzeldir'
Bir kediye krallığım
Pıtırcık'ın öyküleri
Işıklı kitaplar
Hem küçüklere hem de büyüklere
En güzel terapi
Bulutun tükenmeyen sevdası
Antik hikâyeler
Tekerlekli sandalye koridora çıkar mı?
Tilkinin yüz, kedinin bir oyunu
Patates baskılı ikiz kediler
Sermayesini kediye yükleyen kitabevi
Her idealist bir zorbaya dönüşebilir
Mutlu tembellik sıcacık dostluklar
Her resmin öyküsü var
Kedi: Seksi ve bağımsız
Kedilerin dünyasını keşfetmek için
Irkçılık ayrıntıda gizlidir
Göktaşından savaş çıkar mı?
Bana sürtünen 105 yaşına kadar yaşayacak
"Memet Fuat Ödülleri"
Bir kadını erkekten farklı kılan şey!
Dans Dergisi Ocak Sayısı
Ünlü kadınlarımız 'mış' gibi yapıyor
Clive Cussler'dan Kutsal Taş
Çöküş
Mitleri yorumlamak
Merkez Kitaplar'dan "Podyum"
Aylık Mizah Dergisi O-HAA Çıktı!
İstanbul’a yeni bir dergi
Raflardan
'Yazdıklarımın erkek fantezisi olduğunu söylediler'
"İşte Benim Öyküm" öykü yarışması
Orange ve Whitbread'in sahibi Küçük Ada
Yeni Baskılar
Kadınlar futboldan anlamak zorunda mı?
"Esrarengiz Kitaplar" dizisi
Usta haber sunucusu anılarını kitap yaptı
Hayatınızı hangi kitap değiştirdi?
'Yaşar Kemal beni cezalandırdı'
Çocuklar kitap okuyarak yetişir
'Çevirmenler suya yazı yazar'
Keşke geri gelse...
Pembe kurdeleye sarılı romanlar
'Rokoko'nun kraliçesi
Meraklısına özel 'ağır' eserler
BU YIL neler okudular?
Dünyanın en yaşlı zeytin ağacı nerede?
Yılın edebiyat fotografisi
2006'da edebiyatta neler oldu?
Tarihte kadın
Kaç tane Türkçe var?
Ah Boğaz'ın güzeli TARABYA
'Aşk erkeği siler'
'İran'daki dağları Hollanda'ya getirdim'
Hayatın 'sıradışı' gerçekleri
Masa üstündeki değerli kitaplar
Bir Kadın Bir Ses
Aşk Başkadır
Avare Kuşlar
Adem'le Havva'nın Güncesi
İstanbul Twist
Bir Düğün Gecesi
Seksi Anneler
Denemeler
Küçük Kadınlar
İçeriye Bakan Kim?
Selanik'teki Ev
Buluştuğumuz Yer Burası
"Bugün pazar, Yahudiler azar''
Hal ve Zaman Mektupları / Vatan Dersleri
Doktor, Ne Kadar Ömrüm Kaldı?
Öldür Öldür Öldür
Bülbülü Öldürmek
Denge
İslamcılığın Üç Kolu
Türkiye