- Önce biraz kedilerden, özellikle de sanat eserlerindeki kedilerden bahsedelim mi?
Kedi; ilgisiz, neşeli, kızgın, kararlı, obur, kurnaz, üzüntülü, inanılmaz duyarlı, dengeli, keyifli, gizemli, tembel, uykucu, cesur, okşanmayı, iltifatı seven, bağsız, bağımsız ve seksi... Neredeyse insanın bütün ruh hallerini bir kedide gözlemek mümkün. Bildiğiniz gibi kedi soyunu sürdürmek için bir yıl içerisinde birçok sefer aşk yaşamaya ihtiyacı olan bir canlı. Gece ayışığında, çatılarda aşk için eş araması, bitmez tükenmez miyavlamaları bence ünlü aşıkların serenatlarına eş değerdir. Bu durum kediyi bir cins seks sembolü ya da seks çağrışımlı bir sembole dönüştürmüştür. Japon estamplarında geyşalar hep bir kedi ile birlikte gösterilmiştir. Felicien Rops'un resimlerinde kara kedi, 'hafif kadın' imajını çağrıştırmaktadır. Kediler, 18. yüzyıl'dan itibaren yeniden yazarların, sanatçıların gözdesi olmuştur. Edebiyattan şiire, resme, kedi hep sanatçıların yaratıcı dünyalarında, insanın yanında onlarla arkadaş olmayı başarmıştır. Goya, Manet, Monet, Gauguin ve Renoir'da hep kedilere rastlarız. Steinberg'in düşünen filozof kedilerine, Balthus'un kedilerini de eklemeliyim... Giacometti'nin ince uzun, kırılgan kedisi bir başyapıttır benim için. Burjuvazinin bütün moral değerleri ile dalga geçen Robert Crumb ve Ralp Baskhi'nin Firitz The Cat'ini de eklemeliyim.
- Türkiye'den akla ilk kimler geliyor?
- Aklıma ilk Cihat Burak'ın resimleri geliyor. Cihat Burak'ın resimlerinde resmin konusu ne olursa olsun kedi hep resmin baş köşesindedir. Burak için neredeyse kedisiz resim, bitmemiş bir resim gibidir. Orada burada uyuklayan Orhan Peker'in kedilerini okşamak gelir içinizden. Az bilinmesine rağmen Feridun Oral'ın kedileri muhteşemdir. Behiç Ak, Tan Oral, Piyale Madra başta olmak üzere bütün Türk çizerlerinin ilgi alanını oluşturmuştur kedi. Gökhan Akçura'nın derlediği Kedi Kitabı'nı şiddetle tavsiye edebilirim. Bu konuda yapılmış en iyi derleme...
- Peki insanoğluna en yakın, en dost köpek olduğu halde neden sanat eserlerine daha çok kediler ilham veriyor?
- Durum bence tam tersi, farklı nedenlerden dolayı resim tarihine baktığımızda resimde köpeğin varlığı kedininkinden çok fazla. Çünkü kedi daha az ilginç. Kedi yalnızlığı seven, ömrünün üçte ikisini uyuyarak geçiren, insanın hayatına istediği zaman istediği gibi katılan bir hayvan. Köpek ise tam tersi bir kişilik; köpek kahraman, avda, savaşta, sürülerin korunmasında ve saldırıda hep insanın yanında. Kedi ve köpek farkını en iyi Sinalıntı ile özetleyebiliriz; "Kedileri köpeklere yeğliyorsam polis kedileri yok da ondan..." Bu yüzden resimde kedi daha çok sembolik ve de dekoratif unsur olarak kalmıştır. En azından bu durum Macar asıllı Fottfried Mind'a kadar böyledir. Kediler, Mind'ın tablolarında resmin baş konusunu oluşturur, idolleşir.
- Kedilerin tarihteki yeri de çok eskilere uzanıyor olmalı...
- 19. yüzyıl'da Mısır'da yapılan kazılarda, Kral mezarlarında 300 bin civarında kedi mumyası bulunmuş. Eski Mısır'da tanrılar katına çıkarılan kediler, Ortaçağ'da kilise tarafından bütün melanet ve kötülüğün sembolü haline geliyor. Toplumun kötülüklerden arındırılması için kedi ideal bir günah keçisine dönüşüyor. 18. yüzyıl'a kadar, binlerce kedi canlı canlı yakılarak yok ediliyor. İngiltere'de papalık sembolünü taşıyan VII. Charles toplumu kötülüklerden arındırmak için canlı kedilerle sarmalanmış bir mankeni yaktırıyor.
- Bu zalimlik kiliseden mi geliyor?
- Kedilere karşı bu düşmanlık ve zalimlik sadece kiliseden gelmiyordu. Fuarlarda, eğlence paklarında içinde canlı kediler olan torbaları ağaçlara asıp ok atma yarışmaları düzenliyorlardı. Bizde de buna benzer izlere rastlamak mümkün mü, bilemiyorum. Ama 'kara kedi'nin tam bir uğursuzluk sembolü olduğu kesin. Bu kara kedinin uğursuzluğu, yine eski Mısır'dan geliyor. 15. yüzyıl'da Chapel sixtine de kedi ile köpeğin kavgasını gösteren tablo iyilik ile kötülüğü sembolize etmekteydi. Bosch ve Brugel'in tablolarında Kedi hiç kuşkusuz kötü ve kötülüğün ta kendisiydi. 17. yüzyıl'da La Nain, Collot, Jordaens ya da Velaguez tablolarında kediyi köylü evlerinde, günlük hayatın içinde resmederek bir çeşit yeniden topluma kabulünün haberini veriyordu. Bir yüzyıl sonra Chardin, Watteau, Tiepolo ve Fragonard'ın tablolarında 'mutlu kediler' sahiplerinin ya kucaklarında ya da kollarında resmediliyordu. 19. yüzyıl'da ise Charles Perrault'un yazdığı 'çizmeli kedi' Gustave Dore ve Grandville'in resimleriyle ölümsüzleşiyordu.