OKUDUĞU kitapta kendisinden bir şeyler bulabilirse, o kitap, kişi için değer kazanır. O zaman da zaten yazanın kim olduğu, kültürü, dili, dini, hangi dünyada yaşadığı önemsiz kalır. İranlı yazar Kader Abdolah'ın kısa süre önce İstikbal Kitabevi'nden çıkan Türkçe'deki ilk eseri Gizli Yazı - Ekber Ağa'nın Notları da o kitaplardan biri. Romanında sağır ve dilsiz bir baba ile onun kulağı, dili ve hatta aklı olan bir oğulun hikâyesini anlatan Abdolah, hem kendi geçmişini hem de İran'ın geçmişini ele alıyor. İran'da Şah'a karşı verilen öğrenci mücadelesi sonrasında Humeyni rejimine karşı örgütlenmenin içinde de yer alan oğul, bir gün kaçmak zorunda kalınca ardında bıraktığı belki de en yalnız kişi babası oluyor. 1986'da İran'dan kaçarak Hollanda'ya yerleşen ve şu anda Fox Grand gazetesinde yazan Abdolah, 17 dile çevrilen kitabının Türkçe'ye de çevrilmesinden çok memnun. "Çünkü biz komşuyuz. Ailem İran'da yaşıyor; babam, annem, erkek ve kız kardeşim. Hikayem onlar ve sizin için. Ben Doğu ve Batı edebiyatını harmanladım; modern Hollanda edebiyatı ile eski ve köklü bir geleneği olan İran edebiyatını... Bu, benim kitabımı farklı kılıyor," diyen Abdolah, bu harmanlama işlemini de şöyle açıyor: "Hollanda'da dağ yoktur, ben İran'daki dağları Hollanda'ya getirdim. Hollandalı kadınlar çador giymiyor, ben İran'daki çador giyen kadını da Hollanda sokaklarında dolaştırıyorum."
'İRAN EDEBİYATI POLİTİKADIR'
Kitabında İran edebiyatından alıntılar yaparak Avrupalı'ya kendi edebiyatının zenginliğini gösteren Abdolah, ülkesindeki dini ve siyasi atmosferin halkın üzerindeki etkilerini de anlatarak "Biz bildiğinizi zannettiğiniz gibi değiliz," mesajını da vermeye çalışıyor. "Bütün İran edebiyatında; şiirinde, romanında ve yazarında politik göndermeler vardır" diyen Abdolah, ülkesinin yazarlarının önemli bir sancısını da şöyle dile getiriyor: "Eski ve çok zengin bir edebiyata sahiptir İran; üç bin yıllık... Modern edebiyat ise seksen yıllık. Ama bizim altı-yedi tane önemli kitabımız ve birkaç büyük yazarımız var. Çünkü yazmak için hiçbir zaman özgürlüğümüz olmadı. Rejim İranlı yazarlara izin vermedi. Oysa roman yazmak için özgürlüğe ihtiyacınız vardır!"
PAMUK AVRUPALI GİBİ
Abdolah'ı, 1986-87-88 yıllarında İran'dan kaçan yüzlerce yazardan biri olmasına karşın diğerlerinden ayıran önemli bir özellik var: "Çoğu Farsça yazmaya devam ediyor ama ben Hollandaca yazıyorum ve bu dilde yazan tek İranlı yazarım. Bakın; önemli olan dilin değişmesi değil, yazarın dilini değiştirmesidir." Bir İranlı olarak Avrupa yaşamına ayak uydurduğunu söylüyor Abdolah. Aslında bunun kendisine bir yazar olarak dönmesinden de son derece keyifli. Avrupa'ya çok fazla Müslüman'ın göç ettiğini dile getirdikten sonra söylediği şu sözlerden bunu anlamak çok zor olmuyor: "Avrupalı insanlar gelen bu göçmenlerden korkuyorlar. Ama aynı zamanda da merak ediyorlar. Yazar, Avrupalı'ya kendi kültürünü anlatıyor ve bu da Avrupalılar'a çok ilginç geliyor. Mesela Orhan Pamuk Avrupalı gibi yazıyor. Kendi hikayesini anlatıyor, burayı anlatıyor. Ona da bunun için Nobel verildi. Avrupa Türkler'den ve İslam'dan korkuyor. Orhan da kitaplarında Avrupa-Türk ve İslam başlıklarını bir araya getirebiliyor."