TÜRK edebiyatının sıradışı kalemlerinden biri Latife Tekin. Ayrıksılığını ilk kitabı Sevgili Arsız Ölüm ile göstermişti bize daha 1983 yılında. Dirmit vardı o zaman karşımıza çıkan. Küçücük bir kızdı kitabın kahramanı, ama tüm şehre hükmetmeyi başarabilmişti. Bu ay tanıştığımız Muiunar da onun gibi işte. İkisi de küçük, ama güçleri boylarından büyük. 2005'te yayınladığı, Sedat Simavi Ödülü alan kitabı Unutma Bahçesi'nin ardından Latife Tekin, bu kez Muinar ile yanıbaşımızda. Kadınlığa adanmış bir roman bu. Kadınların içinde ansızın uyanıveren, kendi deyimiyle bir kocakarı Muinar. Kadınları yaşlılığa hazırlamak olarak tanımlıyor görevini. Her kadına daha önce içinde uyandıklarının bilgisini aktarıyor. Böylelikle mekânın ve zamanın ötesinde bir enerji ve bilgi akışı çıkıyor ortaya. Birbirine eklendikçe çoğalan halkalar, kadınlara kendi güçlerini hissetmelerinde yol gösteriyor. Somuttan çok soyutta algılanabilecek Muinar, alışılmışın dışında bir kocakarı. Özgür ve iskankâr. Yenilikçi ve inatçı. Elime'nin zihninde kalıyor kitap boyunca. Elime de kitabın diğer kahramanı. Yaşlanma yoluna girmiş bir yazar. İlk başta ürküyor Muinar'ın varlığından. Şaşırıyor, kimi zaman da aklı karışıyor. "Hayatımı yoldan çıkartacak isteklerde bulunmasın da..." Muniar'sa açıklıyor kendini. "Kendinden bir şey koyacak değilsin ortaya Elime," diyor, "Suyu, ışığı paylaşacağız ikimiz," diyor. Muinar istiyor, Elime yapıyor, Muinar anlatıyor, Elime dinliyor. "Sergiyi dolaşmaya başladık. Söylediğim gibi içimdeki kocakarı benim gözlerimle bakıyor her şeye. Ama benim bakışım, onun bakışının yanında acemi çırak."
HARFLERİN KONSERİ
Muinar konuştukça yaşam, ölüm, aşk, siyaset, zihniyet, inanç, doğa, ilişkiler ve bellek üzerine sorgulamalar da ışıl ışıl parlıyor satır aralarında. Her cümlenin bir ritmi var. Kendi renkleri ve armonileri içinde tılsımlı bir orkestraya dönüşüyorlar adeta. Muninar konuşurken, Elime sorular sorarken, kitapta da harflerin büyüleyici konseri sürüyor. Muinar bilgilerini Elime ile paylaşırken çok grift bir yol izliyor. Bazen "Boynuna ip dolayıp, nefesini torbaya alsınlar. Gök elbiseliler üşüşsün başına," diye beddualar ediyor kızıp, kimi an "Başımıza gökten kuş gagası yağacak," diye uyarıyor çevreye yaptığımız tahribat için. Hızla atlıyor konudan konuya... Yeri geliyor aşktan söz ediyor, "Aşk erkeği siler, ben kocayı bilmem, aşkı bilirim. İşini aşkla göreceksin erkekle, kadınların dünyanın başında olduğu zamanların soluğu o, aşkın soluğu çekilir, erkeğin eti soğur," diyor, çoğu kez de masallar anlatıyor, kimi zaman "Zengin kızın türban odasına giren yoksul bir kız," oluyor masalın kahramanı bazen de "Sahil mafyasına kafa tutup, boynundan vurulan adam. Başörtüleri uçurup götüren rüzgarı," da unutmamak lazım elbette. Bu grift yapı, çok katmanlı bir okuma olanağı sunuyor okuyucuya. Latife Tekin imzalı pek çok metinde olduğu gibi Muinar'da da imgeler ön planda ve şiirsel bir uslup hakim romana. Unutma Bahçesi'nde bellek üzerinde duran yazar, şimdi de unutulan bilgileri kadınlara hatırlatmak amacıyla onların içinde doğan Muinar ile daha önce araladığı bu kapıyı itmeye devam ediyor . Muinar'ın "Ayağın yerle bir olmuş kalkmıyor ağırlığından, ölmezsin otur şuraya azıcık, anlat bana Elime, sen nerede başlayıp, nerede bitiyorsun?'' sözleri kitabın ana mesajını ortaya koyuyor zaten. Sayfalar boyu bilinç ve bilinçaltı arasında sürüklenip dururken anlıyoruz ki kendinden vazgeçen, erkeklerin dünyasında edilgen bir nesneye dönüşen, hadım edilen kadınlardan, özgür, başarılı, yaratıcı olmaya çalışanlara kadar herkesin Muniar'a ihtiyacı var. "Duran kayaya bakmak değil, yuvarlanan kayayı görmek," için lazım Muinar. Muinar'ın dediği gibi "Her kadının içinde benim gibi bir kocakarı uyur derinde, uyanması şans işi, şarta bağlı." Sanırım o şartı oluşturmak da bize bağlı... Alışılmışın dışında ve sürükleyici bir roman Muinar. Edebiyat lezzetini duyumsamak isteyenler içinse birebir.