Türkiye'de Dil Tartışmaları adlı araştırma kitabı, Türkçe'nin sorunlarını ayrıntılarıyla ele alıyor. Kitapta Türkologların yanı sıra Murat Belge, Nurettin Demir gibi akademisyenlerin yazıları da var .
BİLGİ Üniversitesi önemli kitaplar yayınlıyor. Son olarak, Türkiye'de Dil Tartışmaları çıktı. Derleyenler: Alman Türkolog Astrid Menz ile Alman dil bilimci ve Türkçe uzmanı Christoph Schroeder. Derlemede bu uzmanların yanı sıra; Murat Belge, Norveçli Türkolog Bernt Brendemoen, Nurettin Demir, Seran Doğançay Aktuna, Özlem Eraydın Virtanen, Zeynep Kızıltepe, Meryem Şen ve Tevfik Turan gibi Türkçe üzerine çalışan akademisyenlerin yazıları yer alıyor. "Türkçe sorunları" dendi mi, bizim medyadaki hakim görüşler şudur: Dilimiz yozlaşmaktadır. Yanlış kullanılmaktadır. Başta İngilizce olmak üzere yabancı kelimeler dilimizi istila etmiştir. Buna karşılık dil-toplum ya da dil-ihtiyaç ilişkisi genellikle es geçilir. Mesela bazen kuralları eğip bükerek, bazen şaşırtıcı mecazlar üreterek, bazen de yaygın kullanım biçimlerini kıran genç yazarlar, şovmenler, DJ'ler yerden yere vurulur. Peki o kişiler (genellikle gençler) bunu niye yapmaktadır? İki sebep öne sürülür: Ya dil cahilidirler ya da Türkçe'ye özen göstermeyen, savruk ve saygısız insanlardır. 'Bilgisiz-bilinçsiz' tezi, bir yandan dilin ihtiyaçlarla olan ilişkisini göz ardı ederken, aynı zamanda dilin o 'bilinçsiz' insanlar tarafından üretilmiş ve yaşatılmakta olduğunu da unutturmaya çalışır. Türkiye'de Dil Tartışmaları ise konuya başka türlü yaklaşan yazıların hakim olduğu bir derleme. Kerameti kendinden menkul otoritelerin öne sürdükleri sözlük bağımlısı, yaratıcılık düşmanı 'doğruyanlış' kriterlerini arka plana atıp, daha çok Türklerin Türkçe ile ilişkisine odaklanıyorlar. Yukarıda "Türklerin Türkçe ile ilişkisi," dedim ama acaba "Türkçeler,'' mi deseydim? Çünkü birden fazla Türkçe var! Hayır kastettiğim, diğer ülkelerde, faraza Azerbaycan'da kullanılan Türkçe değil. Mesela Türk Dil Kurumu, başta kadınlar olmak üzere çeşitli toplumsal grupları aşağılayan, küçümseyen deyimleri sözlükten çıkaracağını açıkladı. Yani Kuruma göre en az iki Türkçe var: Temiz ve kirli! İlkinden gurur, ikincisinden utanç duyuyoruz. Brendemoen ise yabancı film ve dizilerdeki 'dublaj' meselesini ele alırken gündelik hayatta kullandığımız Türkçe ile özellikle TV'deki çeviri kokan dil arasındaki farkı vurguluyor. Tabii işin siyasi boyutunu da unutmamalı. Dili yabancı kelimelerden arındırma çabası ırkçı düşünce ile akrabadır. Çeşitli ülkelerde milliyetçiler bu arınma operasyonunu desteklemiş ve uygulamıştır. Murat Belge'nin belirttiği gibi Türkiye tuhaf bir ülkedir: Türkiye'de sol denilen kesim dilde arınmayı savunurken, milliyetçi-Türkçü kesim arınmaya karşı çıkarak tarihsel mirasa, biraz da abartarak sahip çıkmıştır. Türkiye'de Dil Tartışmaları ilginizi çekerse, mutlaka dil reformunu inceleyen Trajik Başarı'yı da (Geoffrey Lewis, Gelenek Yayınları) okuyun. Türkçe'nin sadece bir dil değil, aynı zamanda siyasi ve ideolojik bir kavga alanı olduğunu gayet iyi göreceksiniz.