21. yüzyılın tek bir kültür ve gerçeğin dayatıldığı küresel köy haline gelen, yok olmanın eşiğindeki dünyasında, Mitler Dizisi, okuru, insanlığın eski hikâyelerine kulak vermeye çağırıyor.
İNSANLIK tarihini yoğurmuş olan mitler, Merkez Kitaplar'ın yeni dizisi olarak kaldığı yerden devam ediyor. Dizinin ilk altı kitabında ünlü yazarların farklı yorumlarıyla, okur, ilginç yolculuklara çıkıyor ve gizemli dünyaların kapılarını aralıyor. İlk iki kitabı Mitlerin Kısa Tarihi ve Penelopia'nın ardından Mitler Dizisi'nin üçüncü ve dördüncü kitapları Atlas'ın Yükü ve Dehşet Miğferi de çıktı. Dizinin üçüncü kitabı ünlü İngiliz yazar Jeanette Winterson'ın Atlas'ın Yükü. Yazar, Yunan Mitolojisi'nden Atlas ve Herakles mitini günümüze uyarlarken, çağdaş Rus edebiyatının genç kuşak yazarlarından Viktor Pelevin, Theseus ve Minotauros mitini yeniden yorumladı. Winterson'ın miti Atlas'ın Yükü, kahraman Herakles'in dünyanın yükünü taşıyan Atlas ile bir süreliğine yer değiştirmeleri sonucu başlarına gelenlerin konu edildiği söylenceden yola çıkarak, Winterson'ın bunlarla kendi yaşamı arasında kurduğu paralellikleri anlatıyor.
THESEUS'UN MÜCADALESİ
Pelevin'in klasik bir kahramanlık öyküsünü günümüze uyarladığı Dehşet Miğferi'nde ise Girit Kralı Minos'un bir labirente kapattığı insan bedenli ve boğa başlı canavar Minotauros'a kurban verilen yedi erkek ve yedi genç kızı kurtarmak için Theseus'un mücadelesi günümüz internet ortamına uyarlanıyor. Bir otel odasına kapatılan sekiz genç, buradan kurtulmak için interneti kullanır. Fakat bu sefer onları kurtaracak bir Theseus da yoktur. İlk iki kitabı Mitlerin Kısa Tarihi ve Penelopia olan, yaşamlarımıza biçim veren istekleri, korkuları, özlemleri ve hayal kırıklıklarını anlatan bu zamansız ve evrensel öyküler, Mitler Dizisi, dünyanın en iyi yazarları tarafından anlatılmaya devam edecek. Mitlerin Kısa Tarihi'nde Karen Armstrong, mitlerin kökenlerini bulgulamak için avcı-toplayıcılardan beri süregelen dönüşümü irdelerken, diğer yandan edebiyatta ve sanatta gizil güç olarak kendine bulduğu yeni anlatım olanaklarını açığa çıkartıyordu. Penelopia'da ise antik öyküyü eşsiz bir biçimde bugüne uyarlayan Margaret Atwood, olayların Penelope'yi ve ipe gönderilen 12 hizmetçisini nasıl etkilediğini anlatmayı seçiyor. Atwood'un kıvrak dili, bilge ve duyarlı yaklaşımıyla öykü, düşündürerek eğlendiren, aynı zamanda da rahatsız eden bir anlatıya dönüşür. Penelope'ye yeni bir yaşam ve gerçeklik kazandırdığı gibi, okuru eski çağların gizemine yanıt aramaya davet ediyor.