26 Ocak 2007
         

Irkçılık ayrıntıda gizlidir

26 Ocak 2007 Fatih BALKIŞ

Jamaika asıllı İngiliz yazar Andrea Levy'nin Orange Ödüllü romanı Küçük Ada, İkinci Dünya Savaşı üzerine yazılmış en iyi romanlardan biri.

İNGİLİZ Edebiyatı denince artık akla yalnızca bu topraklar üzerinde doğup büyümüş yazarların ya da ataları Chaucer, Shakespeare olan bir geleneğin temsilcileri gelmiyor. Özellikle imparatorluk sınırları içerisinde, Büyük Britanya'nın sömürgelerinde doğup büyümüş ya da ikinci, üçüncü kuşak nesillerin ürettikleri yapıtlar da İngiliz Edebiyatı içinde görülüyor. Bu yeni ve farklı nesil, genelde anakaranın ve sömürgelerin kültürel ve sosyal kesişmelerini romanlarına taşıyor. Doğudan, güneyden yükselen bu sesler bir yandan derin ve gizemli içerikleriyle, diğer yandan ilgi çekici konularıyla popülerliği ve edebi zenginliği bir arada barındırıyor. Zadie Smith ve Hari Kunzru gibi yazarların başarısını anakarada yaşanan kimi çelişkileri çok iyi gözlemlemelerine ve Doğu kültürüne her zaman merak duyan bir halkın bitmek tükenmek bilmeyen açlığına bağlayabiliriz. Sömürge edebiyatının bir uzantısı olarak mı bakmak gerekir bu romanlara, yoksa tam tersine İngiliz Edebiyatı'nın yeni yükselen değerleri olarak mı? Şurası kesin ki artık ikinci, üçüncü elden yaşanan serüven romanları çağı geride kaldı. Sömürgeleştirilmiş toprakların kültürel mirası güçlenerek yeni anlatım olanakları buluyor ve tarihle hesaplaşmanın en güzel yollarından biri seçiliyor. Jamaika asıllı İngiliz yazar Andrea Levy de bu yazarlardan biri. Dördüncü kitabı Küçük Ada ile 2004'te Whitbread ve Orange ödüllerini kazandı.

KESİŞEN HAYATLAR
Romanın en dikkat çekici yanı kuşkusuz kurgusundaki zenginliğe dayanıyor. Yaşamları birbiriyle kesişen dört kişinin anlatımlarıyla ilerleyen roman, zamanda sıçramalarla merak uyandıran bir biçime bürünüyor. Ama yalnızca roman sanatının kazanımlarından bahsetmek Küçük Ada'yı tanımlamakta yetersiz kalır. Romanın önemi bütün büyük yıkımlardan sonra gerçekleşen 'yeni bir toplum kurma' düşüncesinin sakatlıklarını ve çarpıklıklarını ortaya koymaktır. Savaşın bireyleri, toplumları ve dünyayı değiştirdiği gerçeği bu romanın ana kaynaklarından birini oluşturuyor. Romanın dört anlatıcısı da 'Öncesi' adlı bölümlerde kendi duyarlıkları içindeki yaşayışlarından söz ederler. Çocukluğa, gençliğe ve olgunluğa ait anılardır bunlar. Umutları, hırsları ve yaşama karşı alaycı bakışları sayesinde bir anlamda kendi benliklerini her fırsatta ortaya koyma fırsatı bulurlar. Ama savaş bütün bilinen gerçekleri değiştirir. Bir yanda Almanlar'ın hava saldırıları, diğer yanda Jamaika'daki yaşam, anlatıcılarımızın giderek karmaşıklaşan yaşantısı eşliğinde devam eder. Romanın '1948' adlı bölümünde de savaştan sonra yeni bir yaşam kurma mücadelesine giren ülkenin portresi çiziliyor. İngilizler adına savaşan Jamaikalı Gilbert, hak ettiği onuru kazanmak için uğraşırken, diğer yanda karısı Hortense iyi bir yaşam sürmenin olanaksızlığını daha en başından, çok iyi bildiğini sandığı İngilizcesi yüzünden yitirecektir. Oueenie ise yitik bir kocanın yükünü evini siyahlara kiraya vererek hafifletmeye çalışırken, ilk defa gerçek bir kadın olduğunun bilincine varacaktır. Kocası Bernhard'sa çok sonraları ortaya çıktığında, geride bıraktığı yaşamı, savaş sırasında yitirdikleri arasında bocalayan bir adam izlenimini doğurur. Onun geri dönmesinin yarattığı etki, romanın sonuna doğru tırmanan gerilimi artırmaktan başka bir şeye yaramaz.

FAŞİZM NEREDE?
Küçük Ada'yı İkinci Dünya Savaşı üzerine yazılmış en önemli romanlardan biri yapan toplumsal gericiliğin ve faşizmi küçük ama keskin ayrıntılarda yakalama başarısıdır. Faşizme karşı savaşan Avrupalı ya da Amerikalıların kafalarındaki faşizmin ortaya çıkarılması yazarın başarısıdır. Peki nerededir bu faşizm? Sinemadaki yer gösterici kadının elindeki feneri arka sıralara tutmasıyla çıkar ortaya ırkçılık. Bu bir ulusa ya da bir döneme yüklenebilecek bir sorumluluk olamaz. Tarihin bütün dönemlerinde tehditlerin ardına gizlenmiş sinsi bir niyettir yalnızca. Toplumdaki görünümü ise tıpkı o fenerin yalnızca saniyelik ışığı gibi su yüzüne çıkar. Bu toplumsal yaşayışın dayattığı göreneklerin bir parçasıdır ve görenekler Jose Ortega y Gasset'nin dediği gibi 'akıldışı'dır. Romanı ırkçılık üzerine yazılmış en güzel romanlardan biri olarak yorumlayan eleştirileri anlamak zor. Çünkü bu kitap tikel anlamıyla başlı başına bir ırkçılık romanı değildir, ikincisi ırkçılığın görünümlerinin betimlenmesinin ne kadar mükemmel oluşu edebiyatın konusu değildir. Romanın asıl gücünü yazarın kişisel tarihinin dışına çıkarak roman dünyasının şimdilik tek tanrısı olan kurmacayı ne kadar zenginleştirdiğinde aramak gerekir. Küçük Ada'nın başarısını içinde barındırdığı anlatım zenginliklerine, iki kültürü ustalıkla kavrayışına ve uzak ada Jamaika'nın mı yoksa İngiltere'nin mi küçük olduğunu bir kez daha düşünmemize neden oluşuna bağlamak gerekir.

Diğer Kitap Haberleri
Türkiye
Topkapı Sarayı
Eski Kalp
İki Kişilik Yalnızlık
Yokoluş
Haydi Osmanlı Sefere
Bulutların Prensi
Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk
Atatürk ve Çanakkale'nin Komutanları
Öldürme Sanatı
Mutluluğun Mimarisi
Gelecek Sefere
Dionysos'un Mirasçıları
Daktiloya Çekilmiş Şiirler
Urfa Yemekleri
Ada Konukları
Okuma Günlüğü
Yolunu kaybetmek istemeyenler için
'Hangi tarafından baksanız güzeldir'
Pıtırcık'ın öyküleri
Işıklı kitaplar
Hem küçüklere hem de büyüklere
En güzel terapi
Bulutun tükenmeyen sevdası
Antik hikâyeler
Tekerlekli sandalye koridora çıkar mı?
Tilkinin yüz, kedinin bir oyunu
Patates baskılı ikiz kediler
Sermayesini kediye yükleyen kitabevi
Her idealist bir zorbaya dönüşebilir
Mutlu tembellik sıcacık dostluklar
Her resmin öyküsü var
Kedi: Seksi ve bağımsız
Kedilerin dünyasını keşfetmek için
Göktaşından savaş çıkar mı?
Bir kediye krallığım
Bana sürtünen 105 yaşına kadar yaşayacak
"Memet Fuat Ödülleri"
Bir kadını erkekten farklı kılan şey!
Dans Dergisi Ocak Sayısı
Ünlü kadınlarımız 'mış' gibi yapıyor
Aylık Mizah Dergisi O-HAA Çıktı!
Merkez Kitaplar'dan "Podyum"
Mitleri yorumlamak
Çöküş
Clive Cussler'dan Kutsal Taş
İstanbul’a yeni bir dergi
Raflardan
'Yazdıklarımın erkek fantezisi olduğunu söylediler'
"İşte Benim Öyküm" öykü yarışması
Orange ve Whitbread'in sahibi Küçük Ada
Yeni Baskılar
Kadınlar futboldan anlamak zorunda mı?
Usta haber sunucusu anılarını kitap yaptı
"Esrarengiz Kitaplar" dizisi
Hayatınızı hangi kitap değiştirdi?
'Yaşar Kemal beni cezalandırdı'
Dünyanın en yaşlı zeytin ağacı nerede?
BU YIL neler okudular?
Meraklısına özel 'ağır' eserler
'Rokoko'nun kraliçesi
Pembe kurdeleye sarılı romanlar
Keşke geri gelse...
'Çevirmenler suya yazı yazar'
Çocuklar kitap okuyarak yetişir
Yılın edebiyat fotografisi
2006'da edebiyatta neler oldu?
Masa üstündeki değerli kitaplar
Yaşam da bulutlar gibidir, ölüm de
Hayatın 'sıradışı' gerçekleri
'İran'daki dağları Hollanda'ya getirdim'
'Aşk erkeği siler'
Ah Boğaz'ın güzeli TARABYA
Kaç tane Türkçe var?
Tarihte kadın
Bir Kadın Bir Ses
Aşk Başkadır
Adem'le Havva'nın Güncesi
İstanbul Twist
Bir Düğün Gecesi
Seksi Anneler
Denemeler
Küçük Kadınlar
İçeriye Bakan Kim?
Selanik'teki Ev
Buluştuğumuz Yer Burası
"Bugün pazar, Yahudiler azar''
Hal ve Zaman Mektupları / Vatan Dersleri
Doktor, Ne Kadar Ömrüm Kaldı?
Öldür Öldür Öldür
Bülbülü Öldürmek
Denge
İslamcılığın Üç Kolu
Avare Kuşlar
Türkiye