Sivrisinek Sahili, faas food yemekten bıkıp nükleer savaştan korkarak ailesiyle Honduras ormanlarına yerleşen benmerkezci bir anti-kahramanın, cenneti ararken cehennem yaratmasını anlatıyor.
TÜRK okurları Paul Theroux ile nihayet tanışma fırsatı yakalıyor. Oysa dünya onu Hotel Honolulu gibi yapıtlarıyla 80'lerden bu yana tanıyor. Theroux'nun ezici ve güçlü bir karakter olan Allie Fox'u bize tanıştırdığı Sivrisinek Sahili, Beyaz Batılı'nın her şeyi daha iyi bildiği şeklindeki mitosu eleştiren bir yapıt. Allie Fox modern dünyadan nefret eder. Evinde televizyon yoktur. Çocukların oyuncakları yoktur ve okula gitmezler. Allie, fast food yemeklerden bıkmış ve nükleer savaştan korkmuştur. Kendine yeni bir dünya kurmaya karar verir. Medeniyeti terk eder ve ailesini de alarak Honduras'ın vahşi ormanlarının derinliklerinde Jeronimo adında bir kasaba satın alır. Orada, onları çökmüş evden başka bir şeyin beklemediğini görürler. Ailesi bu manzara karşısında dehşete düşerken o memnundur, çünkü buranın tek hâkimi o olacaktır. Ancak çok geçmeden işler sarpa sarmaya başlar ve çözümü, uzaklaşıp gitmekte bulur.
İDEAL ÜLKE VAR MI?
Hemen her ütopya, var olan koşullara bir eleştiri içerir. Ve 'kusursuz bir düzen içinde yaşama olanağı sağlayan bir ideal ülke' olarak tanımlanır. İlk kez 1516 yılında Sir Thomas Moore tarafından telaffuz edilen 'Ütopya' kavramı, o günlerden bugüne pek çok insanı etkiledi. Ancak Moore'un yazdıklarında olduğu gibi, ilk bakışta son derece adil bir düzen vaadeder gibi görünen ütopya çoğu zaman bireyi yok sayan, tek tip bir toplum yaratma sonucunu da doğurabilir. Allie Fox da bütün dünyanın kendisine cephe aldığına ve sadece kendisinin dünyayı kurtarabileceğine inanan paranoyak bir karakterdir. Fox, hayatını yüksek gerilim içinde yaşayan, Amerika'ya ve Batı uygarlığına saldıran, modern hayata karşı savaşan ve kendisinin dünyadaki en son gerçek insan olduğuna inanan biridir. Vahşi ormanlarda, yeni bir hayat yaratma çabasında, etrafındaki herkesi, her şeyi kontrol etmeye çalışır. Theroux, romanında ilginç bir paradoksu temel alır. Allie, hep basit bir cennet arayışında olmasına rağmen, onu bulunca nasıl değiştireceğini planlamaya başlar. Aslında çocuklar, doğayla nasıl yaşayacaklarını, vahşi bitkileri yiyerek, bitki sularıyla böceklere karşı korunarak, basit malzemelerden kendilerine sığınak yaparak, daha iyi öğrenir. Allie ise Batı'da yetişen ürünleri eker ve reddettiği modern dünyadan buzu getirir. Buzun, birçok yararı olduğunu ve yerlilerin hayatını kolaylaştıracağını iddia eder. Peki ya buzdan sonra sırada neler vardır? Televizyon mu? Buz makinesi, Allie'nin kendini kabul ettirme ihtiyacını simgeler. Kendini Tanrı gibi göstermeye çalışır. Sivrisinek Sahili, ütopyaların içinde barındırdığı kötücüllük olasılığına dehşet verici bir öyküyle tanık olmanın yanı sıra, Theroux'nun yarattığı en zeki ve benmerkezci antikahramanı tanımak için de okunabilir.