BİR Gün Daha'nın tek kahramanı Charley Benetto gibi görünse de inanın tek kahraman o değil! Romanın asıl kahramanı kesinlikle 'hayat'ın ta kendisi. Hatta birçok hayat... Mitch Albom, Bir Gün Daha'da Charley Benetto'nun hayatından büyük bir kesiti paylaşıyor okurlarıyla. Durup, biraz daha düşündüğümüzde, bu paylaşımın, romanın sayfaları ilerledikçe Charley Benetto, Charley'in annesi ve okur arasında yoğunlaştığını görüyoruz. Biraz daha ilerlediğinizde ise asıl paylaşımın sadece Charley ile annesi arasında olduğunu fark ediyorsunuz. İşte o andan itibaren Albom ve biz okurlar, yalnızca birer seyirciyiz. Sayın seyirciler, mendillerinizi hazırlamayı unutmayın! Albom, bir anne ile oğlunun diyaloğunu anlattığı Bir Gün Daha'da yine en derin duygularımıza dokunmayı başarıyor.
KADER Mİ, KURGU MU?
Her ailenin bir hayalet hikâyesi vardır; Benetto ailesinin de öyle. Ancak bu hayaletin ortaya çıkışı da hayaletle yaşanılanlar da o kadar özeldi ki, Charley Benetto için hayalette karşılaştığı o gün, hayatının en güzel günüydü. Çünkü karşılaştığı hayalet annesinden başkası değildi. Charley, yaşamına son vermek için gece yarısı arabasıyla yola çıkıp doğduğu kasabaya gitmeye karar vermişti. Fakat intihar etmeyi başaramadı. Sendeleyerek çocukluğunu geçirdiği evine doğru yürümeye başladı ve tam bu sırada akıllara durgunluk veren bir şey keşfetti. Sekiz yıl önce ölen annesi hâlâ eski evlerinde yaşıyordu. Mitch Albom'ın romanlarında oyunculardan biri de 'kader'dir. Bu büyük oyuncu -başrol her zaman hep onun olur- yönetmeni Albom'la hareket eder ve biz seyircileri her defasında şaşkınlığa uğratır ve gözyaşına boğar. Albom, bu şaşırtmacayı Bir Gün Daha'da da yapıyor. Anlatılanların bir kurgu mu, yoksa kaderin bir oyunu mu olduğuna karar vermekte zorlanıyor, bir süre sonra da Charley Benetto ile fedakâr annesi Posey Benetto'nun hikâyesinin gerçek mi ya da kurgu mu olduğunu düşünmekten vazgeçiyorsunuz. Onlar, elinizi uzatıp tutacağınız kadar gerçekler çünkü. Romanın anlatıcısı da benimle aynı fikirde: "Şimdi anlatacağım hikâye Charles 'Chick' Benetto'ya ait. O hayalet değildi. Çok gerçekti. Onu bir cumartesi sabahı, küçükler ligine ait beyzbol sahasının tribünlerinde denizci yağmurluğuyla oturmuş naneli çiklet çiğnerken buldum. Belki onu beyzbol günlerinden hatırlarsınız. Ben kariyerimin bir kısmını spor yazarı olarak geçirdim, bu yüzden bu isim bana tanıdık geliyordu. Geriye dönüp bakınca onu bulmam kaderdi. Pepperville Beach'e yıllardır ailemize ait olan küçük bir evi kapatmak için gelmiştim. Havaalanına geri dönerken kahve içmek için durdum. Caddenin karşısında mor tişörtlü çocukların top atıp vurduğu bir saha vardı. Oraya doğru yürüdüm." Size, romanın tümünü anlatmak istemiyorum; ancak bu yazıda Posey Benetto'dan söz etmemek büyük haksızlık olur, çünkü o Charley'nin annesiydi ve artık orta yaşı çoktan geçmiş Charley'yi intiharın eşiğinden hayata döndüren kişi de annesinin hayaletinden başkası değildi. Charley'nin annesinin hayaletiyle birlikte geçirdiği o uzun günde neler olduğu anlatacak değilim. Hepsi kitapta yazılı. Posey Benetto'ya gelince...
FEDAKÂR ANNE
Kocası tarafından aldatılıp ki bu aldatma hikâyesi de başlı başına roman olacak kadar büyük bir dram ve bu noktada Charley'in babasını suçlamak da biraz haksızlık olarak görünüyorboşanmasının ardından tüm hayatını çocuklarına adamış fedakâr bir anneydi o. Akıllı, çalışkan ve iyi çocuklar yetiştirmek için kendi hayatını hiçe sayan bir anne! Hatta, ölümünün ardından geri dönüp, artık hayattan hiçbir şey beklemeyen oğlunu yeniden yaşama bağlayacak kadar da iyi bir kadın. Charley'in, annesiyle geçirdiği günün hayal ürünü olduğunu düşünebilirsiniz ya da Charley'in hayatının son yıllarında aklını yitirdiği... Ama kendinize bir sorun: Hiç, sevdiğiniz birini kaybettiğiniz ve onunla son bir sohbet şansı istediğiniz oldu mu? Eğer olduysa, bütün hayatınızın günlerini topladığınızda, hiçbir günün geri gelmesini istediğiniz güne ağır basmayacağını biliyorsunuzdur. Ya o günü geri alırsanız ne olur? Albom, Bir Gün Daha'da bir ailenin ne demek olduğunu anlatıyor.